HAK-İŞ OLARAK KÇP İÇİN HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI’NA YÜRÜDÜK

HAK-İŞ Konfederasyonu ve bağlı sendikalar olarak, kamuda 600 binin üzerindeki işçiyi kapsayan Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü sürecinde TÜHİS tarafından verilen ikinci teklifin de yetersiz olması nedeniyle Ankara’da alanlara inerek, “KÇP Bir An Önce İmzalansın Taleplerimiz Karşılansın” talebiyle Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yürüdük.

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın başkanlığında gerçekleşen programda HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı, HAK-İŞ Kamu Çerçeve Protokolü Koordinasyon Kurulu Başkanı ve Sendikamız Genel Başkanı Devlet Sert, HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı Yunus Değirmenci, Genel Başkan Yardımcılarımız Adem Yavuz, Mustafa Özüpek, Remzi Karataş ve Süleyman Doğan, HAK-İŞ Genel Sekreteri Eda Akbulut, Genel Sekreterimiz Muhammet Esat Eyvaz, HAK-İŞ Genel Sekreter Yardımcıları Fatma Zengin ve Hamdi Abdullah Koçoğlu,  Genel Sekreter Yardımcılarımız Yavuz Aksanoğlu ve Fadlı Erdem, KÇP’ye dahil üye sendikaların Genel Başkanları ve Genel Başkan Yardımcıları, 81 İlden gelen Şube Başkanlarımız ve yönetim kurulu üyeleri ile yüzlerce kamu emekçisinin katılımıyla HAK-İŞ Konfederasyonu önünde bulaşarak, yaptığımız basın açıklamasının ardından sloganlar eşliğinde Hazine ve Maliye Bakanlığı önüne yürüdük, Bakanlık önünde HAK-İŞ  Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın konuşmasının ardından beş dakikalık sessiz oturma eylemi gerçekleştirdik.

HAK-İŞ Genel Merkezi önünde “KÇP Bir An Önce İmzalansın Taleplerimiz Karşılansın” temasıyla gerçekleştirilen eylemde “HAK-İŞ Nerede Biz Oradayız“, “İşçi Sendika Omuz Omuza”, sloganları atıldı. Katılımcılar, “Sözleşme Hakkımız Söke Söke Alırız”, “Kamu Emekçisinin Hakkı Geciktirilemez”, “Türkiye Büyüyor, Emekçi Payını İstiyor”, “Yaşasın HAK-İŞ, Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz”, “Sözleşme Hakkımız, Vazgeçmeyeceğiz”, “Haklıyız Güçlüyüz Kazanacağız”, “HAK-İŞ Nerede, Biz Oradayız”, “Protokol Süreci Bitsin, Alın terimizin Hakkı Verilsin” yazılı pankartlar taşındı.

Konfederasyonumuz HAK-İŞ binası önünde basın açıklaması gerçekleştiren HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı, Kamu Çerçeve Protokolü Koordinasyon Kurulu Başkanı ve Sendikamız Genel Başkanı Devlet Sert, Koordinasyon Kurulu olarak 27 Şubat’ta hazırlanan ortak teklifin sunulmasının ardından bugün hâlâ beklentilerimiz ve taleplerimizin karşılanmadığını vurguladı.

GENEL BAŞKAN DEVLET SERT:
“İŞÇİNİN YÜREĞİNDEKİ YANGIN, YETKİLİLERİ DE YAKSAYDI 1+1 ARTIŞLARA YENİ TEKLİF DEMEZLERDİ”


6 aydır belediye işçisinin, sağlık ve sosyal hizmet emekçisinin, büro çalışanlarının, çelik işçisinin, finans emekçisinin, tekstil emekçilerinin, gıda sektörü çalışanlarının, orman savaşçılarının, güvenlik işçilerinin, taşıma ve nakliye emekçilerinin, ağaç sanayi çalışanlarının, enerji işçilerinin, medya emekçilerinin, liman işçilerinin, toprak sanayi çalışanlarının, yer altındaki madencilerin, turizm-otelcilik sektörü emekçilerinin, iletişim işçilerinin, petrol sektörü işçilerinin, inşaat emekçilerinin, yani tüm işkollarımızın sorunlarının Kamu Çerçeve Protokolü masasında diyalogla çözülmeye çalışıldığını ifade etti.
Başkan Sert, “Ama gördük ki kimse bizi anlamamış. Kimse bizi duymamış. Ya da duymuş, anlamış ama işçinin yüreğindeki yangın, bizi yaktığı gibi onları yakmamış. Eğer bu yangın onları da yaksaydı 1+1 artışlara yeni teklif demezlerdi. Eğer bu yangın onları da yaksaydı: süreçte her şey rayında gidiyor demezlerdi. Eğer bu yangın onları da yaksaydı: devletin vergi yükünü işçinin sırtına sarmazlardı. Eğer bu yangın onları da yaksaydı: işçiyi enflasyonun suçlusu olarak görmezlerdi. Eğer bu yangın gerçekten onları da yaksaydı; soframıza koyduğumuz 2 ekmeğin ‘yarım ekmeğe’ dönüştüğünü görürler ve hiç değilse gerçek bir adım atarlardı” dedi.
Başkan Sert sözlerine şöyle devam etti:
“KÇP’NİN GECİKMESİNİN OLUŞTURDUĞU FELAKETLERİ CANLI ÖRNEKLERİ İLE HÜKÜMET YETKİLİLERİNİN ÖNLERİNE KOYDUK”
“Biz anlattık, tek tek izah ettik, sebepleri gösterdik. KÇP’nin gecikmesinin oluşturduğu felaketleri canlı örnekleriyle önlerine koyduk. Peki yaptınız da sonuçta ne oldu diyeceksiniz? İşte sonuç ortada arkadaşlar. Koordinasyon Kurulu olarak 6 aydır yaptığımız tüm mesai, çabamız, raporlarımız, sunduğumuz teklifler karşısında artık ‘işçinin onurunu korumak’ adına buradayız işte arkadaşlar. 600 bin kamu işçisi adına bugün buradayız, buradan ilgili bakanlıklara sesleniyorum: Merak etmeyin, emeğin onurunu bizler koruruz. Ama size düşen; işçinin onurunu korumak. Size düşen; bu işçinin çoluk çocuğunun hakkını korumak. Size düşen; büyük Türkiye idealinde üreten-hizmet edenlerin refahını sağlamak, geleceğini düşünmek. İşçiyi küçümsemeyin, emeği yok saymayın, bizim aklımızı yok saymayın. Bu iş sadece hak ettiğini istiyor, fazlasını istemiyor.”
“ÜRETEN, HİZMET EDEN 600 BİN KAMU İŞÇİSİ KARNINI DOYURAMIYOR, KİRASINI ÖDEYEMİYOR, ÇOCUĞUNA SÜT İÇİREMİYOR, MEYVE YEDİREMİYOR”


“600 bin kamu işçisinin yarısından fazlası HAK-İŞ’e bağlı sendikaların üyesi. Bu rakamın 230 bini sağlık ve sosyal hizmet emekçisi. Peki bu meydanda bu işçiler niye bu kadar az? Çünkü görevdeler, çünkü hasta bakıyorlar, yaşlı bakıyorlar, engelli bakıyorlar, yetim bakıyorlar. Çünkü ateşin içinde, yanan ormanları söndürüyorlar. Çünkü belediye hizmetleri aksamasın, kamu hizmetleri aksamasın diye görevlerinin başındalar. Çünkü savunma sanayi etkilenmesin, gıdaya ulaşım zorlaşmasın diye işlerinin başındalar, tezgâhlarının başındalar. Bütün işkollarındaki arkadaşlarımız sabırla görevlerinin başından ayrılmıyorlar. Kendi ailelerine bakamıyorlar, geçinemiyorlar ama devlete zeval gelmesin diye millete hizmet etmekten, üretmekten 1 dakika bile vazgeçmiyorlar. Ama gözleri, kulakları sizde. Sizden gelecek insan onuruna yakışır bir sözleşmede.”
“KAMU İŞÇİSİ EMEĞİNİ, ALINTERİNİ, ONURUNU, AİLESİNİ KORUYACAK, NEFES ALACAK BİR SÖZLEŞME BEKLİYOR”
“Buradan Sayın Cumhurbaşkanımıza da seslenmek istiyorum:
Sayın Cumhurbaşkanım; Bu haksızlık, bu mağduriyet ülkemiz için üreten bu işçiye reva mı? Üreten, hizmet eden 600 bin kamu işçisi karnını doyuramıyor, kirasını ödeyemiyor, çocuğuna süt içiremiyor, meyve yediremiyor. Siz adilsiniz, siz emeğin hakkının ne olduğunu bilirsiniz, siz işçilik ne demek, alınteri ne demek bilirsiniz. Ama bazı gerçeklerin size ulaştırılıp ulaştırılmadığı konusunda endişelerimiz var. Biz sizin hakça paylaşım sözünüze inanıyoruz ama kimse bize bu haktan pay vermiyor.
Bize düşen sadece ekonomik krizlerin, depremin, uluslararası krizlerin faturasını işçiler olarak tek başına ödemek. İşçi sizin ve bu ülkenin düşmanı değil, dostudur. İşçi üreterek kalkınmaya destek verir. İşçi hizmet ederek sistemi ayakta tutar. İşçi bu ülkenin refahının omurgasıdır.
Ama geldiğimiz noktada incindik Sayın Cumhurbaşkanım, bu işçi incindi. Verilen teklifler canımızı acıttı. Yok sayılmak, aşağılanmak, değersiz görülmek içimizi yaktı. İşçi çok yoruldu Sayın Cumhurbaşkanım ama biz sizin adaletinize güveniyoruz. Biz sizin, zaten kurumuş olan alın terimizin onurunu koruyacağınıza inanıyoruz. 6 aydır Kamu Çerçeve Protokolü’nü bekleyen işçi sizden; emeğini, alın terini, onurunu, ailesini koruyacak, nefes alacak bir sözleşme bekliyor. Aileleri ile birlikte 2 milyon vatandaşınız size inanıyor, güveniyor ve artık beklemek istemiyor. Sesinin duyulmasını ve bu sürecin artık insan onuruna yakışır bir şekilde sonlandırılmasını bekliyor.”

HAK-İŞ GENEL BAŞKANI MAHMUT ARSLAN:

“KÇP GECİKMESİNİN SORUMLUSU BİZ DEĞİLİZ AMA EN BÜYÜK MAĞDURU BİZİZ”

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ile HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcımız ve HAK-İŞ Kamu Koordinasyon Kurulu Başkanımız Devlet Sert, KÇP sürecinde gelinen son durum ve HAK-İŞ’in çalışmaları hakkında önemli değerlendirme ve açıklamalarda bulundu.

Arslan, HAK-İŞ olarak, geçtiğimiz yılın Aralık ayında HAK-İŞ Kamu Çerçeve Protokolü Koordinasyon Kurulumuzun oluşturulduğunu ve çalışmalarına başladığını, ortak teklifimizin şubat ayında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile TÜHİS’e ulaştırıldığını anımsattı. Arslan, ne yazık ki ancak yedinci görüşmede ilk ücret teklifinin verildiğini, verilen ilk ve ikinci tekliflerin de kabul edilemez olduğunu ifade etti.

KÇP süreci için yürütülen sistemin yanlış olduğuna dikkat çeken Arslan, “Kamu çerçeve protokolü bir sözleşme değil. Kamu çerçeve protokolü için bir sözleşme süreci gerekmiyor. Toplu sözleşme müzakeresi yapmıyoruz. Bir kamu çerçeve protokolü yapıyoruz. Dolayısıyla kamuoyu yanıltılıyor, işçiler yanıltılıyor. Sanki konfederasyonlar toplu sözleşmede ayak sürüyor gibi bir algı oluşturuluyor. Bu son derece yanlış. Bu gecikmelerinin sorumlusu biz değiliz, ama en büyük mağduru biziz” diye konuştu.

“BİZ YÜZDE İKİ İLE BU SÖZLEŞMEYİ NASIL İMZALARIZ”

Teklif edilen yüzde 17’lik rakamın bugün açıklanan enflasyon rakamları ile hesaplandığında yüzde ikiden bile az bir artışa denk geldiğine dikkat çeken Arslan, “Biz yüzde iki ile bu sözleşmeyi nasıl imzalarız? KÇP’nin geciktirilmesinin sorumlusu konfederasyonlar ve HAK-İŞ değil, bu müzakerelerin daha fazla uzamadan, daha fazla geciktirilmeden sonuçlandırılmasını isteyen HAK-İŞ’tir” dedi.

“YAPILAN MÜZAKERELER MÜZAKERE DEĞİL, VERİLEN TEKLİFLER TEKLİF DEĞİL”

Vergi dilimleri ile birlikte alınamayan ücretin bile eridiğine dikkat çeken Arslan, “Almadığımız paranın vergisi bizim elimize geçenleri daha da düşürdü. Neyin müzakeresini yapıyoruz Allah aşkına? Yapılan müzakereler müzakere falan değil. Verilen teklifler teklif değil” şeklinde konuştu.

Gelinen noktada daha fazla mücadele ve dayanışmaya, daha fazla sahada olmaya ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Arslan, “Bizim gücümüz sizsiniz, siz HAK-İŞ’siniz. İş yerlerindeki emekçilerle daha fazla dayanışmaya ihtiyacımız var” dedi.

“ÖNÜMÜZDEKİ SÜREÇ ZORLU, AMA AYNI ZAMANDA ONURLU BİR SÜREÇ”

Arslan, “Orman yangınlarını söndürmek için savaşan ateş savaşçıları bizi bekliyor. Beyaz ve yeşil altın olarak adlandırılan çay fabrikalarındaki arkadaşlarımız bizi bekliyor. Hasılı bütün iş kollarında kamu çerçeveye muhatap olan bütün iş yerlerindeki arkadaşlarımız bizden bir şeyler bekliyor. Önümüzdeki süreç zorlu ama aynı zamanda onurlu bir süreci de beraberinde getiriyor” diyerek, başta grev olmak üzere, grev yasağı olan işyerlerinde güçlü ve etkin eylemlerin bizleri beklediğini vurguladı.

HAK-İŞ’in kendi ilkeleri doğrultusunda eylem planlarını devreye soktuğunu belirten Arslan, Hazine ve Maliye Bakanından öncelikle randevu istendiğini, sorunların masada müzakere edilmesi için çaba gösterildiğini, ancak randevu verilmemesi nedeniyle eylemlerin başlatıldığını anımsatarak, “HAK-İŞ’in gerçekleştireceği eylemler HAK-İŞ’in kontrolünde ve HAK-İŞ’in ilkeleri doğrultusundadır. Bundan sonra da böyle olacak. Biz böyle yapacağız ve inşallah yaptığımız her eylemin her adımın hesabını da vermeye hazırız” dedi.

Arslan, Gelecek Haftanın Eylem Planını Açıkladı

HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan, önümüzdeki haftadan itibaren işyerlerinde gerçekleştirilecek eylem planını da açıkladı. Arslan, “Biz üzerimize düşen sorumluluğu sonuna kadar yerine getireceğiz. Sizinle omuz omuza, yan yana bütün taleplerimizin karşılanması için sonuna kadar mücadeleye devam edeceğiz. Bu mücadelede arkamızdaki üç yüz bin işçiyi ne kadar bu mücadeleye katarsak o kadar başarılı olacağız. Onun için sahada önümüzdeki haftadan başlayarak ilk olarak özellikle yemek verilen iş yerlerimizde yemek yemeyeceğiz. İkincisi işletmelerimizde ve işyerlerimizde mesai bittikten sonra iş yerini terk etmeyeceğiz. Dolayısıyla varlığımızı mücadelemizi görünür hale getireceğiz. Bütün işletmelerde yeni farklı eylemleri sizlerle paylaşacağız” dedi.

“BİZİ DUYMAZLARSA DUYURMAK İÇİN GEREĞİ NEYSE HEP BİRLİKTE YAPACAĞIZ”

HAK-İŞ’in her zaman çözüm için masada müzakere yapmaktan yana olduğunu anımsatan Arslan, “Bu ülkede bizim yapmak istediğimiz kavgasız, çatışmasız, grevsiz, eylemsiz, masada anlaşmaktır. Onun için buradan bir kez daha herkesi özellikle TÜHİS, bakanlık ve hükümeti masada müzakereye davet ediyoruz. Biz kavga, kaos, çatışma istemiyoruz. Ama bizi duymazlarsa duyurmak için gereği neyse hep birlikte yapacağız” dedi.

“İNŞALLAH KIZA ZAMANDA MÜJDEMİZ GERÇEKLEŞSİN”

HAK-İŞ’in varlık sebebinin emekçiler olduğunu vurgulayan Arslan, “Bizim varlık nedenimiz emekçiler, emekçiler varsa HAK-İŞ var. Dolayısıyla bizim varlık nedenimiz olan, o alın teri ve emek mücadelemizdeki kahramanlara buradan bir kez daha selam olsun. Tezgah başında kulağı HAK-İŞ’te olan, direksiyonda, orman yangınını söndürürken elinde hortum bir kulağı HAK-İŞ’te olan orman işçilerine, aynı zamanda Çaykur’daki emekçilerimize, Et ve Süt kurumundakilere, hasılı bütün işletmelerimizde çalışan toplu sözleşme bekleyen kardeşlerimize buradan selam olsun. Onlara Allah kolaylıklar versin. İnşallah müjdemiz kısa zamanda gerçekleşsin istiyorum.

“Bizim Gelirlerimiz Niye Artmıyor?”

HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde yaptığı açıklamada da Hazine ve Maliye Bakanımızdan randevu talep etmemize rağmen talebimize henüz cevap verilmediğini bu yüzden Maliye Bakanlığı önünde bulunduğumuzu belirtti. Hazine ve Maliye Bakanımız tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan açıklamalarda, en zor süreçlerin geride bırakıldığını, ülkemizde büyümenin devam ettiğini ve işsizliğin en düşük rakamlarda olduğu, ihracatın arttığı konularına değinildiğini hatırlatarak, “Peki bizim gelirlerimiz niye artmıyor? Bizim maaşlarımız niye yerlerde” dedi.

İşçi kesimi olarak 2025 yılı bütçesinden talebimizin yüzde 8.4 olduğunu, ancak hükümet ve Bakanlığın bize verdiği oranın bütçenin yüzde 4,5’i olduğunu vurgulayan Arslan, arada büyük bir makasın olduğunu, Türkiye’nin büyümesine karşın payımızı alamadığımızı ve fakirleştiğimizi ifade etti.  Genel Başkanımız Arslan, OECD rakamlarına atıfta bulunarak, “OECD ülkeleri arasında gelir dağılımında en kötü dördüncü ülkeyiz. Biz bunu hak etmiyoruz. Bu haksızlık” şeklinde konuştu.

 

HAK-İŞ Genel Merkezi ile Hazine ve Maliye Bakanlığı önünde gerçekleştirilen eylemsel basın açıklamalarını ardından yapılan 5 dakikalık oturma eyleminin ardından sona erdi.