ÖZ SAĞLIK-İŞ, KAMU ÇERÇEVE PROTOKOLÜ VE TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNİN SORUNLARINI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİNİ PANELLE GÜNDEME TAŞIDI

Sendikamız Öz Sağlık-İş, Kamu Çerçeve Protokolü ve toplu iş sözleşmesi sisteminin sorunlarını ve çözüm önerilerini, “Kamu Çerçeve Protokolü ve Toplu İş Sözleşmesi Sistemi: Kazanımlar, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı panelle gündeme taşıdı. Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuz ile panelimizin açılış programı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan’ın katılımıyla gerçekleştirildi.

Antalya’da gerçekleştirilen programa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı ve Genel Başkanımız Devlet Sert, Genel Başkan Yardımcılarımız İsmail Öztürk, Av. Muhammet Esat Eyvaz, Emre Kocaman ve Fehmi Azboy, Genel Sekreterimiz Fadlı Erdem, Genel Sekreter Yardımcımız Yavuz Aksanoğlu, TÜHİS Genel Sekreteri Mehmet Baş, ÖZ-SAM Yürütme Kurulu Başkanımız Prof. Dr. Mehmet Merve Özaydın, Irak Sağlık Çalışanları Sendikası Genel Başkanı Alaa Al-Maliki, Sağlık Meslekleri Sendikası ve Irak Sağlık Çalışanların Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Alaa Al-Mashhadani, Irak Sağlık Çalışanların Sendikası Genel Sekreteri Abdullah Ibrahim, Irak Sağlık Çalışanları Sendikası Uluslararası İlişkiler Başkanı Ahmed Khaleel, akademisyenler, şube başkanlarımız, şube başkan yardımcılarımız, genel merkez personelimiz ve basın mensupları katıldı.

Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuz ve “Kamu Çerçeve Protokolü ve Toplu İş Sözleşmesi Sistemi: Kazanımlar, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” panelimizin açılış programı, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından sendikamız tarafından hazırlanan kısa filmin gösterimiyle başladı.

ÇALIŞMA VE SOSYAL GÜVENLİK BAKANI IŞIKHAN:

“SENDİKAL TECRÜBEYİ AKADEMİK BİLGİYLE BİR ARAYA GETİREN BU ORGANİZASYONLA ÇALIŞMA HAYATINA SAĞLADIKLARI KATKI DOLAYISIYLA ÖZ SAĞLIK-İŞ’İ TEBRİK EDİYORUM”

Genişletilmiş Başkanlar Kurulumuz ve “Kamu Çerçeve Protokolü ve Toplu İş Sözleşmesi Sistemi: Kazanımlar, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” panelimizin açılış programında katılımcılara hitap eden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, işkolundaki öncü konumunu başarıyla muhafaza eden Öz Sağlık-İş Sendikamızı, sendikal tecrübeyi akademik bilgiyle bir araya getiren bu organizasyon dolayısıyla tebrik etti. Işıkhan, “Bizleri ortak bir platformda bir araya getiren bu organizasyonu ve ele alınan başlıkları, Türkiye’nin sendikacılığa bakış açısını ve çalışma hayatındaki sorunların çözümü konusundaki kararlılığını yansıtması bakımından oldukça değerli bulduğumu özellikle ifade etmek istiyorum” dedi.

“DEĞİŞMEYEN YEGANE KRİTERİMİZ; KAMU ÇALIŞANLARIMIZIN REFAHIDIR.”

Çalışanların mesleklerini huzur içinde icra edebilmeleri ve ruhsal ve bedensel açıdan daha müreffeh bir çalışma ortamına kavuşabilmeleri için gereken desteği vermeye devam edeceklerini belirten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof.Dr. Vedat Işıkhan, “Özellikle sağlık ve sosyal hizmet camiası olarak sizlerin huzuru bizim de huzurumuzdur” dedi.

“İmkânlar değişse de emek ve alın terine biçilen değer değişmemiştir” diyen Bakan Işıkhan, zaman ve koşullar ne olursa olsun değişmeyen yegâne kriterlerinin kamu çalışanlarının refahı olduğunu vurguladı.

Önümüzdeki dönemde 2027 ve 2028 yıllarını kapsayan çerçeve protokolüne yine birlikte imza atacaklarını ifade eden Işıkhan, bu süreçte yapılacak istişareleri çok değerli bulduklarını, çalışma barışını tesis edecek ve sosyal diyalog mekanizmalarını güçlendirecek her türlü adımı desteklediklerini belirtti.

Çalışma hayatının tüm taraflarının, geçmiş dönemlerde olduğu gibi önümüzdeki sözleşmelerde de emeği ve alın terini önceleyen, kamu yararını gözeten ortak bir zeminde buluşacağına yürekten inandığını kaydetti.

“KİMSEYİ GERİDE BIRAKMADAN TÜM ÇALIŞANLARIMIZIN HAKLARINI KORUMAYA, GÖZETMEYE VE GELİŞTİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Devlet olarak çalışma hayatında, hangi kimlik ve görevde olursa olsun 86 milyon vatandaşın tamamını aynı ailenin fertleri olarak değerlendiren hizmet anlayışını adil, tarafsız ve kapsayıcı bir şekilde yürütmenin en temel gayeleri olduğunu belirten Işıkhan, Bakanlık olarak “kimseyi geride bırakmadan” tüm çalışanların haklarını korumaya, gözetmeye ve geliştirmeye devam edeceklerini ifade etti.

Hiçbir kamu çalışanını ve işçiyi mağdur etmeyecek, aynı zamanda halka hizmetle görevli kamunun genel menfaatini sekteye uğratmayacak en makul çözümleri birlikte geliştirmeyi sürdüreceklerini vurgulayan Işıkhan, bu süreçte emekçilerin temsilcisi sendikaların talepleri ile sivil toplum kuruluşlarının ve akademi camiasının görüşlerini rehber edinmeye devam edeceklerini kaydetti.

BAŞKAN SERT:

“EMEĞİ İLE GEÇİNEN HERKES ALIN TERİNİN GERÇEK SAHİBİDİR”

Genel Başkan Sert, sağlık ve sosyal hizmet işkolunun lideri, Türkiye’nin en büyük üçüncü işçi sendikası olan Öz Sağlık-İş Sendikamızın mensuplarına hitaben, “Dünyada parmakla gösterilen Türk sağlık sisteminin onurlu bayrağını gururla taşıyan sağlık işçileriyiz. Vicdan, merhamet, sevgi ve şefkat dolu kollarımızla yaşlılarımızı, engellilerimizi ve yetimlerimizi saran sosyal hizmet emekçileriyiz” dedi.
Sağlık ve sosyal hizmet emekçilerinin hiçbir bahaneye sığınmadan, yorulmadan, bıkmadan ve tükendiklerini belli etmeden canla başla görevlerini yerine getirdiğini ifade eden Genel Başkan Sert, “Bu durum, insan olduğumuz, anne-baba olduğumuz ve emekçi olduğumuz gerçeğiyle yüzleştiğimizde bizleri de haliyle biraz dertlendiriyor. Hele ki şu günlerde bizleri gerçekten de gereksiz yere yoran işçi-memur ücretleri kıyaslaması, emeğin değerini ayaklar altına alan açıklamalar ve bu minvaldeki tartışmalar hiçbir kesime ve temsilcisine yakışmıyor. Alın terinin gerçek sahibi, emeğiyle geçinen herkestir” ifadelerini kullandı.

“MEMURUN HAKKINI SAVUNMAK İÇİN TERAZİNİN DİĞER KEFESİNE İŞÇİYİ KOYMAYIN”

İşçi-memur ücretleri üzerinden emek kardeşliği yerine emekçi düşmanlığına sebep olunduğunu vurgulayan Başkan Sert, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yaptığımız kazanımlı toplu sözleşmeleri özellikle görmezden gelip, işçiler memurdan daha çok ücret alıyor demek nasıl bir hezeyandır, inanın anlamış değiliz. Aynı odada çalışan işçi ile memuru birbirine düşman kılmak, işyerlerinde emekçi kardeşliği yerine emekçi düşmanlığı üretmek, statüsü ne olursa olsun, ekmeğinin peşinden koşan işçiyi-memuru karşı karşıya getirmekten haz alan, kendi sendikal kayıplarını bizim cebimizde arayan ve bunların hiçbirisi ile yetinmeyip tüm bunlardan hükümeti ve bakanlıkları sorumlu tutan şikâyetçi zihinler iş barışını baltalamakla, düşmanlık tohumu ekmekle meşguller”.

“600 BİN KAMU İŞÇİSİ AYLARCA SÖZLEŞME BEKLEMEYE MAHKUM EDİLMESİN”

“Türkiye’de 600 bin kamu işçisi var, bunlar değişik işkollarında görev yapıyorlar. Dolayısıyla değişik toplu sözleşmelere imza atıyorlar ama bir çerçeve sözleşme var; Kamu Çerçeve Protokolü. O imzalanmadan, diğer sözleşmelere imza atamıyoruz. Konfederasyonumuz HAK-İŞ, Kamu Çerçeve Protokolü sürecinin en büyük aktörüdür. Çünkü Konfederasyon olarak kamuda çalışan 350 bin üyemiz bulunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında, söylenecek sözlerin, geliştirilecek yöntemin ve süreç sonundaki kazanımların en büyük tarafı HAK-İŞ üyesi kamu işçileri olacaktır.

Geçtiğimiz dönemi hatırlayınız lütfen, 600 bin kamu işçisi aylarca bu sözleşmenin imzalanmasını bekledi. Çalışma hayatının geçmiş dinamiklerinde geciken bir toplu sözleşme işçi adına birikmiş alacak demekti. Toplu para demek, yatırım demek, ev, araba demekti. Ama dünya konjonktürü ve buna bağlı olarak Türk ekonomisi bugün farklı bir yerde. Yüksek enflasyon nispeten dizginlense dahi alım gücü giderek daha da düşüyor. Bugün 3 liraya aldığımızı, ertesi gün 3 liraya alamıyoruz. İşçinin alım gücü bir de yüksek vergi yükü ile iyice düşüyor.
Bu kadar zor durumda kalan kamu işçilerimiz bir de görüşme ve pazarlık süreci geniş bir zamana yayılan Kamu Çerçeve Protokolü imzasını beklemek zorunda kalıyorlar. Yeni KÇP sürecini bir an önce başlatalım Sayın Bakanım.

Bir an önce başlatalım ki bir an önce de hayırla neticelensin, işçi kesimi değerli kazanımlarla kendi toplu sözleşmelerini bir an önce imzalayabilsin. Bakın, zaten toplu sözleşmelerin neredeyse tamamı 1 Ocak tarihine çekildi.

KÇP sürecini uzatmak, tarafların birbirini yıpratmasına sebebiyet veriyor. Bundan da en çok hükümet etkileniyor. Ama Kamu Çerçeve Protokolü sürecine kazandırılacak standart, tüm paydaşları rahatlatacak ve sürecin takibini kolaylaştıracaktır. Gelin o standardı kazandıralım, başı sonu belli bir sürece hep birlikte katkı sunalım”.

“KÇP PANELİYLE TÜRK ÇALIŞMA HAYATINA YÖN VERECEK, KARAR VERİCİLERE REHBERLİK EDECEK BİR ÇALIŞMA ORTAYA KOYUYORUZ”

“Bizler, bu geniş organizasyon içerisinde Türk çalışma hayatına yön verecek, karar vericilere yardımcı olacak ve literatür açısından da kullanıcılara örnek teşkil edecek bir programa imza atıyoruz.

Kamu Çerçeve Protokolü ve Toplu İş Sözleşmesi Sistemi: Kazanımlar, Sorunlar ve Çözüm Önerileri panelini işçi kesimi, işveren kesimi, akademik görüş ve hukuki mütalaa ile gerçekleştireceğiz.

Kamu Çerçeve Protokolü aslında bir sistem; eksiğiyle gediğiyle uygulanan bir sistem. Bu tür başkaca kanun, sözleşme, protokol ve benzeri mevzuatlara temel teşkil edecek sistemlerin zaman zaman kendini yenilemesi, güncellemesi, paydaşların bu manadaki görüşlerine riayet edilerek yeniden düzenlenmesi gerekir.

Biz de Kamu Çerçeve Protokolü uygulamasına bu açıdan baktık. Sistemin sorunları, çözüm yolları ve hukuki çerçevesi; işçi gözüyle yaşanan sıkıntı ve sorunlar ile uygun sendikal çözüm yolları; işveren gözüyle sistemin başarısı ve uygulama gerekçeleri; akademik olarak Türk çalışma hayatı disiplinindeki yeri ve hukuki altyapısı gibi pek çok konu bugün burada panelistlerimiz tarafından masaya yatırılacak”

“TAYİN YASAĞININ KALDIRILMASI İLE İLGİLİ ANAYASA MAHKEMESİ KARARININ KURUMLARDA İŞÇİ YANLISI UYGULAMALARINA İHTİYACIMIZ VAR”

Alnımızdan akan ter, kimi zaman yerin 700 metre altında o kapkara maden ocaklarında kimi zaman cehennem sıcağı orman yangınlarında, kimi zaman 1600 derecelik fırınlarda kimi zaman her türlü bulaşıcı risk altında görev yaptığımız sağlık kuruluşlarında, elinde eldiven gece gündüz insan bakımı yapan sosyal hizmet kurumlarında kimi zaman dağ gibi çöplerin, sıcak asfaltın, kaldırımların, hafriyatların arasında, kimi zaman vatandaşa sağlıklı ve temiz gıda yedirmeye çalışan emekçilerin alnında, büro, tekstil, güvenlik, taşıma-nakliye, ağaç-mobilya, medya-iletişim emekçilerinin sırtında, kimi zaman limanlarımızın emekçilerinde, kimi zaman toprak, maden, inşaat emekçilerinin, enerji direklerinin tepesindeki kahramanların alnında, kimi zaman da otel, lokanta hizmetlerinde çalışan emekçilerin omuzlarında.

Yani alın terimiz her yerde. Emeğimiz ekmeğimiz her yerde ama bu kadar zorluklarla ağzımıza attığımız lokmayı bölen, ekmeğimizi küçülten, bizleri ailelerimiz ile işimiz arasında tercihe zorlayan uygulamalar var. Mesela ekmeğimize ortak yüksek vergi dilimleri var.
Yanlış anlaşılmasın. Biz vergi vermeyelim demiyoruz, her bir kamu işçisi devletine karşı yükümlülüklerini elbette yerine getirmelidir. Ama sabitlenmeyen vergi yükü kamu işçisinin belini bükmektedir. 696 sayılı KHK’nın ürettiği ve ne hikmetse bir türlü çözümüne sıra gelemeyen sorunlarımız var.

Tayin yasağının kaldırılması ile ilgili Anayasa Mahkemesi kararının kurumlarda işçi yanlısı uygulamalarına ihtiyacımız var. Haksız şekilde kapsam dışı kalan işçilerimiz var. Hastanelerdeki bilgi yönetim sistemlerini yöneten ve hâlen kadro dışı tutulan personel var. Kamu işçilerinin, aynı işi yapan memur çalışanlar karşısında yaptıkları fazla çalışmalar var. Yine kamuda yeknesaklık oluşturmayan mesai saati uygulamaları var”.

“YENİ KANUN ÇALIŞMALARINDA İŞÇİ KESİMİNİN SESİNE DAHA ÇOK YERİLMESİNİ TALEP EDİYORUZ”

“Kamu işçilerinin kadrolarından kaynaklanan çeşitlilik ve uygulamadaki zorluklar var. Yıllardan beri bir türlü değişmeyen, kendini yenileyemeyen, çağın ihtiyaçlarına cevap vermeyen toplu sözleşme kalıpları var ve hazırlıkları sürdürülen yeni İş Kanunu düzenlemesi var. Belki çalışma hayatının temel sorunlarının çözümüne büyük fırsatlar tanıyacak olan bu yeni kanun çalışmalarında işçi kesiminin sesine daha çok yer verilmesi taleplerimiz var.

Sorunları yaşayan paydaşlar olarak hepsi için üretmiş olduğumuz sendikal çözüm önerilerimiz de var.
İşçinin, emekçinin sesi olan sendikalara, konfederasyonlara bu manada daha çok itibar edilmesi, sorunlarımızın ortak çözüm yolları konusunda hepimizin önünü açacak, yol gösterici olacaktır”.

“YAŞANAN İŞ KAZALARI, İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ KONUSUNDA DAHA ALACAK ÇOK YOLUMUZ OLDUĞUNU GÖSTERİYOR”

“Ülke olarak yakın zamanda yine maden faciaları, doğal afetler, iş kazaları ile sınandık. Canlarımız, emekçilerimiz arkasında gözü yaşlı eşlerini çocuklarını sevdiklerini bırakarak bu hayata veda ettiler. Bir daha geri dönmeyecekler. Tüm bunlar bize iş sağlığı ve güvenliği konusunda attığımız adımların henüz yeterli olmadığını ve konuya daha bir ciddiyetle eğilmemiz gerektiğini hatırlatıyor.

Bu işin pek çok ayağı var, bunlardan bir tanesi de iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerinin hakları, hukukları, işveren karşısında korunmaları. Sendika olarak henüz bu manada istediğimiz seviyede değiliz. Ancak İSG çalışanlarının işlerini gerçek manası ile işveren tehdidinden uzak, gerçek yetki ve sorumluluk anlayışı ile yerine getirebilmeleri için sendikal örgütlenmelerinin sağlanması gerekiyor.

Bu konuda Öz Sağlık-İş olarak büyük bir seferberlik başlatmış bulunuyoruz. İnanın, Sendika olarak biz buna üye sayısı gözüyle bakmıyoruz. Ülkemizde yaşanan iş kazası oranlarının yüksekliği İSG çalışanlarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor”.

“EMEĞİN EVRENSEL SESİNE KULAK VERİYOR, TECRÜBELERİMİZİ KITALAR ÖTESİNE TAŞIYORUZ”

“Sendika olarak, küresel emek hareketine ve uluslararası emek kuruluşlarıyla olan ilişkilerimize bu dönemde biraz daha ağırlık veriyoruz. Türkiye’nin sendikal birikimi, tecrübesi ve örgütlenme kültürü artık marka hâline geldi. Bunu, gidip gördüğümüz ülkelerde tecrübe ederek değerlendirme imkânı bulduk.

Dünyada model ve güçlü sendikal kadroların içinde artık yerli, millî değerlerini koruyan Türk sendikaları da var. **Bunu da buradan gururla ifade etmek istiyorum.

O yüzden de Öz Sağlık-İş olarak, HAK-İŞ olarak emeğin evrensel sesine kulak veriyor, tecrübelerimizi kıtalar ötesine taşıyoruz. Ulaşabildiğimiz ülkelerle iş birliği ve ortak mücadele alanlarını genişletiyoruz. Ülkelerdeki örnek uygulama modelleriyle kendimizinkini kıyas yapabiliyor, farklılıkları görebiliyoruz.

Dünyadaki toplumsal olaylar, savaşlar, katliamlar ve doğal afetler karşısında partner ülkelerimizle dayanışmaya girebiliyor, tecrübelerimizi ve tepkilerimizi birleştirebiliyoruz.

Bunun son zamanlardaki, aslında tüm zamanlardaki en büyük örneği Filistin oldu, Gazze oldu. HAK-İŞ olarak Gazze’de terör devleti İsrail’in gerçekleştirdiği sistematik katliamlar, taraf olduğumuz uluslararası anlaşmalar gereği partner sendikalar tarafından sert dille kınandı.

Öz Sağlık-İş olarak Gazze’ye, Filistin halkına olan borcumuzu, üyelerimizin de büyük katkısıyla ödüyoruz.
Gazze’de bir yetim ve engelliler okulumuz, bir rehabilitasyon merkezimiz, bir de günlük 1.500 kişinin sıcak yemekle buluştuğu Gazze Mutfağımız var.

Tamamı sendikamızın öz kaynakları ve üyelerimizin bağışlarıyla yapılan bir okul ve bir sıcak mutfaktan söz ediyoruz. Konfederasyon olarak, sendika olarak hassasiyetimizi, duruşumuzu ve Filistin’e dair kırmızı çizgimizi bu vesileyle bir kez daha vurgulamak istiyorum”.

TÜHİS GENEL SEKRETERİ MEHMET BAŞ’TAN KAMU ÇERÇEVE PROTOKOLÜ SÜRECİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELERDE BULUNDU

Türk Ağır Sanayii ve Hizmet Sektörü Kamu İşverenleri Sendikası (TÜHİS) Genel Sekreteri Dr. Mehmet Baş, “Kamu Çerçeve Protokolü ve Toplu İş Sözleşmesi Sistemi: Kazanımlar, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” panelinde yaptığı konuşmada, Kamu Çerçeve Protokolü sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Genel Başkanımız Devlet Sert’e, geçtiğimiz dönem Kamu Çerçeve Protokolü sürecinde işçi haklarının korunması ve geliştirilmesi yönünde gösterdiği çaba ve kararlı tutumu dolayısıyla teşekkür eden Baş, işçi ve işveren taraflarının haklarını gözeten dengeli bir yaklaşımla başarılı bir toplu iş sözleşmesi süreci yürütülebileceğine inandığını ifade etti.

TÜHİS olarak Kamu Çerçeve Protokolü çalışmalarına uzmanlar ve uzman yardımcılarıyla birlikte başladıklarını belirten Baş, “Kamu Çerçeve Protokolü sürecinin tüm taraflar açısından sağlıklı bir şekilde yürütülmesini ve bir an önce sonuçlandırılmasını biz de çok önemsiyoruz” dedi.

AKADEMİK BİRİKİM VE SENDİKAL DENEYİM AYNI PANELDE BULUŞTU

Akademik birikim ile sendikal deneyimi bir araya getiren “Kamu Çerçeve Protokolü ve Toplu İş Sözleşmesi Sistemi: Kazanımlar, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” panelimiz, Hacı Bayram Veli Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Merve Özaydın’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi.

Panelde; Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Haluk Hadi Sümer, Sendikamızın Toplu Sözleşmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı İsmail Öztürk ve TÜHİS Başuzmanı Ahmet Karaderili, kamu çerçeve protokolü ve toplu iş sözleşmesi sistemine ilişkin bilgi, birikim ve deneyimlerini katılımcılarla paylaştı.

Sistemin işleyişi, uygulamada karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerilerinin farklı perspektiflerden ele alındığı panelde, toplu iş sözleşmesi süreçlerinin geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu.

Panel yapılan değerlendirmelerin ardından çekilen aile fotoğrafı ile son buldu.