
“İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ TEMEL BİR İNSAN HAKKI VE KÜRESEL BİR SORUMLULUKTUR”
“İŞYERİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ERTELENEMEZ, ÖTELENEMEZ”
HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı ve Genel Başkanımız Devlet Sert, Suudi Arabistan Krallığı öncülüğünde; Suudi Arabistan İşçi Komiteleri Ulusal Komitesi, Arap Çalışma Örgütü ve Suudi Arabistan Krallığı Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi iş birliğiyle düzenlenen “İşyerinde İş Sağlığı ve Güvenliği” seminerine katıldı.
Suudi Arabistan’da gerçekleştirilen programa; Genel Başkanımız Devlet Sert’in yanı sıra Genel Başkan Yardımcımız Av. Muhammet Esat Eyvaz, Suudi Arabistan İşçi Komiteleri Ulusal Komitesi’nin başkan ve yöneticileri, Arap Çalışma Örgütü yetkilileri, Suudi Arabistan Krallığı Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi üyeleri, Genel Merkez Hukuk Müşavirimiz Av. İlyas Şeker, Dış İlişkiler Uzmanımız Uğur Müftüoğlu ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.
Uzmanlar ve akademisyenlerin katkılarıyla iş sağlığı ve güvenliği alanındaki temel konuların ele alındığı seminerde, HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı ve Genel Başkanımız Devlet Sert de “İşçi Sendikalarının Güvenlik Kültürünün Geliştirilmesindeki Rolleri Ve İşverenler, İşçiler Ve Devlet Kurumları Arasında Diyaloğu Harekete Geçirme Mekanizmaları” panelinde ülkemizde ve işkolumuz olan sağlık ve sosyal hizmetler alanında iş sağlığı ve güvenliği uygulamaları ile yasal sorumluluklara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“İŞYERİNDE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ ERTELENEMEZ, ÖTELENEMEZ”

Programda katılımcılara hitap eden Başkan Sert, konuşmasına Konfederasyonumuz HAK-İŞ ve Öz Sağlık-İş Sendikamız adına selamlamada bulunarak başladı. “İşyerinde İş Sağlığı ve Güvenliği” seminerinde yer almaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Sert, iş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca belirli ülkelerin değil, tüm dünyanın öncelikli gündem maddelerinden biri olduğunu vurguladı. Sert, “Bu alan ertelenemez, ötelenemez. Ancak gerekli tüm tedbirlerin zamanında alınmasıyla gerçek anlamda işlerlik kazanabilir” dedi.
“İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ TEMEL BİR İNSAN HAKKI VE KÜRESEL BİR SORUMLULUKTUR”
Dünyada her yıl milyonlarca insanın iş kazaları ve meslek hastalıkları nedeniyle hayatını kaybettiğine, yüz milyonlarca çalışanın ise işle ilişkili sağlık sorunları sebebiyle çalışamaz duruma geldiğine dikkat çeken Başkan Sert, şunları söyledi: “Bu tablo, iş sağlığı ve güvenliğinin yalnızca meydana gelen kazalara ve hastalıklara müdahale eden bir alan olmadığını; aksine riskleri önceden belirleyerek sağlık kayıplarını önlemeyi amaçlayan bütüncül bir sistem olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla iş sağlığı ve güvenliği yalnızca yasal bir yükümlülük değil, aynı zamanda temel bir insan hakkı ve küresel bir sorumluluktur.”
“TÜRKİYE’DE İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ PROAKTİF VE ÖNLEYİCİ BİR FELSEFEYE DAYANIYOR”
Genel Başkanımız Devlet Sert, konuşmasında ülkemizde ve sağlık ile sosyal hizmetler iş kolunda iş sağlığı ve güvenliği alanında yürütülen uygulamalara ve yasal sorumluluklara değinerek, iş sağlığı ve güvenliği konusunun Cumhuriyetin ilk yıllarıyla birlikte hayatımıza girdiğini ve çeşitli mevzuatlarla desteklendiğini ifade etti.
Sert sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ülke olarak dönüm noktamız 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 Sayılı İş Sağlığı Güvenliği Kanunu olmuştur. Çünkü artık ülke olarak bu kanunla birlikte proaktif ve önleyici bir felsefe benimsenmiş, kanunun temel amacı; kazalar ve hastalıklar meydana geldikten sonra tazminat ödemek değil, bunların hiç yaşanmamasını sağlamak olarak belirlenmiştir.
Ülkemizde hali hazırda yürürlükte olan Kanun, işverenlere ve çalışanlara net sorumluluklar yüklemiştir. İşverenlerin temel yükümlülükleri arasında; İşverenlerin temel yükümlülükleri arasında; risk değerlendirmesi yapmak, acil durum planları hazırlamak, çalışanlara düzenli eğitim vermek ve güvenli bir çalışma ortamı için gerekli tüm teknik ve idari önlemleri almak vardır.
Çalışanlar ise; belirlenen kurallara uymak, ilgili eğitimlere katılmak, hem kendi hem de diğer çalışanların güvenliğini tehlikeye atmamaktan sorumludur”.
“ÜLKEMİZ İŞ SAĞLIĞI GÜVENLİĞİ ALANINDA ÖNEMLİ SEVİYEDE İNSAN KAYNAĞINA SAHİPTİR”
“Ülkemiz iş sağlığı güvenliği alanında önemli seviyede insan kaynağına sahiptir. Toplam 64 bin 145 iş güvenliği uzmanımız bulunmaktadır. Ayrıca 28 bin 323 iş yeri hekimi ve 14 bin 389 diğer sağlık personeli de iş sağlığıyla ilgili hizmetler sunuyor. Böylece İş Sağlığı ve Güvenliği alanında uzman insan kaynağımız nitelik ve nicelik olarak büyürken, 106 bin 857 kişi de bu alanda istihdam ediliyor. Bu insan kaynağını da yeterli görmüyor ve geliştirilmesi konusunda kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz”.
“SENDİKALAR OLARAK İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİN TOPLU İŞ SÖZLEŞMELERİNİN TEMEL BAŞLIKLARINDAN BİRİ HALİNE GELMESİDE KRİTİK ROL ÜSTLENMEKTEYİZ”
“Bizim iş kolumuz olan sağlık ve sosyal hizmet iş kolunda durum nedir? Bu konuda da kısa bir bilgi vermek isterim. Sağlık ve sosyal hizmetler alanında çalışanlar, başkalarının sağlık ve refahını korumaya yönelik hizmet sunarken;
Yoğun ilaç kullanımı, kesici-delici aletlerle çalışma, enfekte dokularla temas ve bulaşıcı hastalıklara maruz kalma gibi çok sayıda mesleki riskle karşı karşıya kalmaktadır. Bunun yanı sıra şiddet, tükenmişlik ve duygusal emek gibi psikososyal riskler, bu iş kolunda giderek daha belirgin hâle gelmektedir.
Dolayısıyla çok boyutlu risk yapısı, Sağlık ve Sosyal Hizmetler İş Kolunu iş sağlığı ve güvenliği açısından özel ve öncelikli bir alan hâline getirmektedir. İş sağlığı ve güvenliğine sendikalar açısından da yalnızca teknik düzenlemelerle sınırlı bir alan olarak bakmıyoruz. Bu konu doğrudan yaşam hakkı ve insan onuru ile ilişkilidir. Sağlık ve sosyal hizmetler iş kolunda iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının yetersizliği, çalışanların meslekten erken ayrılmasına, kronik sağlık sorunlarına ve sunulan hizmetin niteliğinin düşmesine neden olmaktadır.
Bu nedenle sendikalar olarak, İş sağlığı ve güvenliğinin toplu iş sözleşmelerinin temel başlıklarından biri hâline gelmesi, Çalışan temsilinin iş sağlığı ve güvenliği kurullarında güçlendirilmesi, psiko-sosyal risklerin ve bunlarla mücadele yöntemlerinin tanınması ve Meslek hastalıklarının görünür kılınması konusunda kritik bir rol üstlenmekteyiz. Çünkü bu konuya yalnızca çalışanların korunması olarak değil, toplum sağlığının sürdürülebilirliği açısından da büyük önem veriyoruz.
Bu bağlamda iş sağlığı ve güvenliği, sağlık ve sosyal hizmetler alanında bir tercih değil; yapısal ve etik bir zorunluluktur. Sendikal örgütlülük ise bu zorunluluğun hayata geçirilmesinde temel bir güvence olarak görülmelidir”.
Konuşmasında Suudi Arabistan Krallığı sivil toplum kuruluşlarına davetleri için teşekkür eden Başkan Sert, “İş sağlığı ve güvenliği, sektörlerin, bireylerin ve toplum sağlığının sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Bu konunun küresel ölçekte de öncelikli alanlardan biri olmayı sürdürmesini temenni ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Öz Sağlık-İş Sendikası Öz Sağlık İşçileri Sendikası










